Ana Sayfa  Annelik  El sanatları  Haber  Magazin Dünya Magazin TR  Ressamlar  Seramik  Tiyatro  Yazı Yemekler

Özel Arama

Bağışlamanın gücü Kişisel Gelişim yazısı Die Kraft der Vergebung

Bağışlamanın gücü

Her gün onlarca olay yaşıyoruz ve bunlar doğduğumuz andan itibaren, hatta daha biz anne karnındayken olan şeyler... Bazıları yaralıyor bizi, bazıları teğet geçiyor, bazıları çok acıtıyor. Her yaşadığımız olay hayatımızda anılar bırakıyor ve onlara göre hayatımızı tekrar düzenliyoruz. Çok kırıldıysak bir zırh geliştiriyoruz kendimizce. Olduğumuz gibi görünmek yaraladıysa bir maske ediniyoruz hemen. Onların ardında kendimizi güvende hissediyoruz. Bazen de maskemiz öfkemiz oluyor. Öyle güçlü bir ateş oluyor ki içimizde o öfke, onun ateşinde buluyoruz yaşam enerjimizi. Öyle yaşadığımızı hissediyoruz. Güçlü oluyoruz, öfkelendiğimiz kişiden intikam alıyoruz böylece. Sonra o öfkenin ateşi bizi yakmaya başlıyor. Aslında zaman geçtikçe kor haline geliyor ateş ve içten içe yanarken bizi de yakıyor. Biz ise yandığımızı farketmeden öfkemizin gücünü kullanmaya çalışıyoruz. Ve bir gün acı gerçekle yüzleşiyoruz. Öfke duyduğumuz kişi bizim ona duyduğumuz öfkenin farkında bile değil, kendi hayatına devam ediyor, içimizdeki ateş bizi yakarken o hiçbir şeyin farkında bile değil. Aslında işin acı tarafı, biz sadece içimizde yarattığımız, yaşadığımız anının sürekli sahnelenmesinden ortaya çıkan senaryoyu yazan kişi olarak hayatımızı tek bir yara yüzünden bırakmış, bir öfkenin peşinde kukla olmuşuz ve bunun farkında bile değiliz. Kısaca pire(yaşadığımız kırıcı olay) yüzünden yorganı (hayatımızı) yakmışız, ama bir de derler ya, öfkeyle kalkan zararla oturur diye, işte o süregelen öfke bir tek bize zarar veriyor. Hastalıklar peşimizden bizimle dolaşmaya başlıyor. En çok da karaciğer bundan etkileniyor. Çözüm söylemesi kolay, uygulaması biraz çaba gerektiren affetmek... Öyle dil ucuyla değil, gönlün tam orta yerinden kocaman itfaiye araçlarıyla öfkenin yangınını söndürecek kadar yoğun suları akıtacak bir affediş. Affetmek belki de kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik, belki de öfkelendiğimiz kişiyi cezalandırabileceğimiz en büyük araç. Düşünsenize, patronunuza öfkelenip de acısını evde eşinizden çıkardığınızı... Bu sizi mutlu edecek mi? Ya da o öfke ile işyerinde yaptığınız bir hata yüzünden işten çıkarıldığınızı... Ya da o öfke yüzünden geceler boyu uyuyamadığınız için yaşam kalitenizin düştüğünü... Tüm bunların size getirisi ne? Tabii ki bu örnek çok hafif bir örnek. Hepimizin hayatında, ‘hayatımı kararttı’ dedirten çok acı olaylar olabilir, affetmek çok büyük acizlik gibi gelebilir, ama inanın asıl güç affetmekte yatıyor. Affetmek için aslında görünenin ötesine bakmak gerekiyor. "Ne neden oldu?" Belki bu soruyla bile görünenin ötesine geçmek mümkün olabilir. Ve biraz ötesini görünce affetmek daha kolay olabilir. Ben de boşandıktan sonra kocama karşı büyük bir öfke besledim. Hatta o öfke sönmesin diye yaşadıklarımı unutur gibi olunca kendime hatırlatıyordum ve kendimi alevlendiriyordum, yangına körükle gidiyordum kısaca. Sonra tüm bunların hayatımı ne kadar kısıtladığını gördüm. Affetmeye karar vermek için önce başıma gelenleri kabul ettim, direnmeyi bıraktım. Sonra affetmek kendiliğinden geliverdi tıpış tıpış. Fazla çabaya gerek duymadan hayatımdaki hafiflik kapısını açıverdim ve özgürleştim. Bazen de olayları değiştiremeyeceğimizi bile bile öfke duyarız ve affetmeyi istemeyiz. Örneğin ülkeyi bu duruma getirenleri, daha yaşamının baharındaki gençlerin ölümüne neden olanları... Peki, onları affetmemek tüm bu olanları düzeltir mi? "Hayır" ama yine de affedemem diyorsanız, "kibirlisiniz" derim. "Kendinizi büyük görüyorsunuz, o kadar büyük görüyorsunuz ki, siz affetmeyince egonuzun tatmin olacağını düşünüyorsunuz" derim.  Egonuz ne kadar tatmin olsa da, kibrinizin ne kadar büyük olduğunu farkında olmasanız da, özgürlüğünüzü kendi elinizle öfke duyduğunuz o kişilere vermektesiniz, farkında mısınız? Şimdi seçiminizi yapın, "özgür olmak mı, egonuzun tatmini mi, intikam alma isteğinin size verdiği anlık haz ve sonrasında o hazzın ateşinde yanmak mı?"

Yazan: Banu Conker - 25 Nisan 2014 Makale yazı şiir öykü deneme

Resim kaynak

Diğer makale, araştırma ve yazılardan

GrafikSaati kültür sanat dergisi yaşam

Banu Conker grafiksaati kadınlar kulübü

Banu Conker

Banu Conker'in tüm GrafikSaati yazıları

Banu Conker'in kişisel gelişim yazıları

Banu Conker GrafikSaati annelik yazıları

Banu Conker'in diğer GrafikSaati yazıları

Diğer makale, araştırma ve yazılardan

Sosyal Medyada Biz

Grafik Saati

Facebook

Twitter

Pinterest

Şirin Gurme

Şirin Gurme Facebook

Şirin Gurme Twitter

Hayata-Dair

Facebook

Twitter

Copyright: Her hakkı saklıdır  | grafiksaati.com[at]gmail.com  |  gizlilik politikası